<- son sayfa :: sonraki sayfa ->

18/11/2007 - ŞİİR... GÜZEL İSTİLÂ BU -NİZAR KABBANİ-

kategori: ceviri
   

   




   











   








    Araplar onbeş asırdan fazla bir müddet işgaline boyun eğdi şiirin. Karşı koymadılar ona, silah da doğrultmadılar. Güvenlik Konseyi'ne veya Uluslararası Adalet Divanı'na da şikayet etmediler.

    Güzel bir istilâ idi bu. Necib, yüce ve kelimenin tam manasiyle medeni.
    Ona evlerimizi, kalplerimizi ve ruhlarımızı açtık. Öyle ki o ev sahibi oldu, biz ise misafirleri.
    Şiir diye isimlendirdiğimiz gökkuşağı gözlü bu fatihle, centilmence bir ittifak yapan tarihteki ilk kavimizdir biz.
    Ve yine şiirin egemenliğine karşı koymayan diğer egemenliklere direndiği gibi, ve ondan istiklâl talep etmeyen, istilâsından da kurtulmak isteğinde bulunmayan ilk milletiz biz yeryüzündeki.
    Çünkü onun esası hürriyete bir davettir.
    Öyleyse, hürriyet, hürriyetinden nasıl hürriyet ister ki?
    Binbeşyüz yıl süren, aralarında sevgi ve merhametin, tuz ve ekmeğin, ve nesillerin bulunduğu mesud bir evlilik hayatı yaşadı araplar şiirle...
    Şiirle olan bu evliliklerine sâdık kaldılar ve ona hep aynı gözle baktılar. Ne bir ortak getirdiler ve ne de başka herhangi bir sanatla töhmetli bir gönül ilişkisine girdiler.
    Ne resimle, ne destanla, ne hikaye ve ne de tiyatroyla...
    Arap erkeğinin çok eşliliğe yatkın olan tabiatına, güzelden güzele, yataktan yatağa dolaşmaya düşkünlüğüne rağmen; şiir onun ilk ve son aşkı oldu hep ve onbeş asırdan beri de böyle. (ve onbeş asır sonrasında da öyle kaldı). Onunla aynı gölge altında yaşayarak.
    Şiiri istilâcıya benzetmemden hoşlanmamış olabilirsiniz.
    Ancak başka nasıl tefsir edebilirim ki ikiyüz elli milyon arabın gece gündüz şiirin ayaklarına yüz sürmelerini, ona tütsü yakmalarını, kurban sunmalarını ve onun musikisiyle abdestlenip sözleriyle takdis etmelerini, onun nübüvvetini kabullenip mucizelerini beklemelerini?
    Nasıl açıklayabilirim ki şiire kulak verdiklerinde toplu histeri nöbetine düçâr kaldıklarını arapların ve nasıl da değişiverdiklerini birkaç dakika içerisinde sağlıklı bir halden komaya girmelerini...?
    Arap dünyası topoğrafyasından gri rengin ilgasındaki kudretini ve arap topluluklarını korkudan, kahırdan ve artlarında ırmakların aktığı sanayi cennetine taşıdığını nasıl açıklayabilirim?
    Cemiyet -başarılı bir şiir akşamından sonra- kimlik kartını ve pasaportunu nasıl parçalayabilir ve şiir ordusuna mensub olmayı diler?

    Arap, şiirsel tabiatını gizleyemez. Şiir onun derisinin gözeneklerinden sızar yeraltı suyunun arzın derinliklerinden sızdığı gibi...
    Ter gibi sızar yaz günlerinde.
    ve kanında akyuvarlar ve alyuvarlarla beraber çoğalır şiir.
    Kendisinden şiir sıfatını bertaraf edemez arap.
    Çünkü bununla kimliğini yok etmiş, saymamış olur.
    Nasıl Çinli Çinliliğinden
    Hintli Hintli oluşundan
    Afrikalı Afrikalılığından
    kaçabilmeye muktedir değilse...
    Arap şiirle yer
    şiir teneffüs eder
    şiirle uyur
    ve şiirle ilân-ı aşk eder.
    Çocuklarını kafiyeyle dünyaya getirir.

    Doğumundan bu yana, şiirin muhasarasındadır arap,
    balığın suyla
    gözün kipriklerle
    kedinin tüyleriyle
    kuşların telekleriyle
    göğün maviliğiyle
    ve ceninin ana rahmiyle çevrili olduğu gibi...

    Şiri cesedimize işlenmiş ezeli bir dövmedir ve ruhumuza.
    Onu ne suyla sabunla ve ne de başka herhangi bir kimyasal çözücüyle gidermek mümkündür.

    İstesek de istemesek de şiire mahkûmuz biz.
    Venedik'in suya
    Brezilya'nın kahveye
    Fransa'nın şaraba
    İspanya'nın flamenkoya
    Mısır'ın Nil'e
    Basra'nın hurmaya
    Şam'ın yasemine
    ve Filistin'in portakal kokusuna mahkûmiyeti gibi...

    Bir çocuk doğmayıversin bizde
    boynuna üzerinde iki beyit şiir bulunan altından bir ziynet asarız
    ve biri ölünce de
    mezar taşına da hemen iki beyit yazarız.
    Arap aşık, açamaz sevgilisinin kalbini şiir olmadan...

    Bu tarihi, coğrafi, jeolojik, antropolojik ve nesebî bir hakikattir. Ve bir milletin aslından kaçması da mümkün değildir.


(AL-HAYAT'TAN)

(Çeviri: Mahmut ÇETİN)



   

   
yorum yaz!

dikeyarama
EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu
<- son sayfa :: sonraki sayfa ->